/page/2

İçeri,dışarı.

  Kendi şehrinizin sesini kısıp,dışarının gürültüsüne göre yaşamakta neymiş?

  Kaç kere çıkmaz sokaklara girip yanlış numaralarda aradı o evleri ? Kaç kere içindeki kuşlar yanlış mevsimde göç etti ? Kaç kere alabora oldu gemileri ? Kaç yere geç kaldı ?    

   Başkalarının haritalarında kendi hazinesini arardı hep.İcindeki yıldıza güvenmeyip baskalarinin pusulasındaki kuzeye giderdi.

 Bir kere dışarıya kapatıp gözlerini,içeriye açabilse o şehre geri dönecek.

Gaip.

Kullanilmis nesneler kadar ikinci el,

Eski yengi.

Cope atilanlar kadar itik-ti.

Biraraya getirmek istedigim(iz) cümleler.

Söyle(n)medi.

Duyulmadi.

Yarım bir insan gibi,gereksinim vardi natamama.

Yarım bir lisan gibi ifadesiz-dik.

Merhaba,nasilsindan ibaret.

Kabiliyetsiz.

Birleştiremedik.

Meydana gelmedi.

İçimizde kaldi.

Hiç-imizde durdu.

Kaç ağız dilimizin ucuna geldide,

Dil sustu,dimağ konustu.

Kalpte birikti,birikti,birikti.

Birikti.

Söylemekten vazgeçip,geçiştirdik.

Daha sonra söylemek üzere tehredilen bütün cümlelerin 

Kayboldugu boslukta asili kaldi .

Gaipte yasamak üzere.

duyguburmali

KAKTÜS AND TEKSAS

1

Size,

bu odanın alacakaranlığından,
okyanusundan, beni boğan dalgalarından,
tenimde kalan tuzundan ve
yastıklarda kuruyan gözyaşından
hiç bahsetmedim.
size,
nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza
(garip, tuhaf aslında)
beyaz bembeyaz tabiatımla
‘iyiyim’ diyorum.
yani aslında korkuyorum
bütün bunlar kıyamet
bütün bunlar cinnet
bütün bunlar cinayet demeye
bir daha düzeltilemeyecek sözler
söylemeye korkuyorum.

telefonla birlikte ışığı da kapatıp
bol şanslar deyişiniz, şanslar deyişiniz, deyişiniz
çınlarken içimde,
bunun beni ne kadar kırdığından
hiç bahsetmedim.
bahsetmediğim çok şey var daha
yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor
akşamın altını, gümüşe dönüyor
bunlar da önemli elbette
en az,
bana ihaneti öğrettiğiniz
bana kanatlarımı bıraktırdığınız kadar.

 

 

2
odadaki ışığı,
tenimdeki tuzu kırdım
yastıklarda kuruyan gözyaşını,
ufku
terk ettim.
söz kirlendi,
kendi uzayımda kendime
garsonluk etmekteyim.

3
sizinle yaşadığım her şey kıyamet,
sizinle yaşadığım her şey cinnet,
sizinle yaşadığım her şey cinayetti.
ruh kirlendi
kalbimin kenarında atını durduranlar için
akrep beslemekteyim 

Birhan Keskin


Tear drop bottle.

What in the world are Lachrymatories?

A Lacrymatory is a tear drop bottle. These small terra-cotta or glass bottles for tears are a type of bottle found in ancient tombs. Tear bottles are also called unguentaria, unguentarium, tear catcher, and tear vial. Perhaps, in the past, they contained the tears of mourners. Today, they are a thoughtful gift representing the tears we shed for both joyous and sad occasions. (photo from The Comfort Company)

İçeri,dışarı.

  Kendi şehrinizin sesini kısıp,dışarının gürültüsüne göre yaşamakta neymiş?

  Kaç kere çıkmaz sokaklara girip yanlış numaralarda aradı o evleri ? Kaç kere içindeki kuşlar yanlış mevsimde göç etti ? Kaç kere alabora oldu gemileri ? Kaç yere geç kaldı ?    

   Başkalarının haritalarında kendi hazinesini arardı hep.İcindeki yıldıza güvenmeyip baskalarinin pusulasındaki kuzeye giderdi.

 Bir kere dışarıya kapatıp gözlerini,içeriye açabilse o şehre geri dönecek.

Gaip.

Kullanilmis nesneler kadar ikinci el,

Eski yengi.

Cope atilanlar kadar itik-ti.

Biraraya getirmek istedigim(iz) cümleler.

Söyle(n)medi.

Duyulmadi.

Yarım bir insan gibi,gereksinim vardi natamama.

Yarım bir lisan gibi ifadesiz-dik.

Merhaba,nasilsindan ibaret.

Kabiliyetsiz.

Birleştiremedik.

Meydana gelmedi.

İçimizde kaldi.

Hiç-imizde durdu.

Kaç ağız dilimizin ucuna geldide,

Dil sustu,dimağ konustu.

Kalpte birikti,birikti,birikti.

Birikti.

Söylemekten vazgeçip,geçiştirdik.

Daha sonra söylemek üzere tehredilen bütün cümlelerin 

Kayboldugu boslukta asili kaldi .

Gaipte yasamak üzere.

duyguburmali

KAKTÜS AND TEKSAS

1

Size,

bu odanın alacakaranlığından,
okyanusundan, beni boğan dalgalarından,
tenimde kalan tuzundan ve
yastıklarda kuruyan gözyaşından
hiç bahsetmedim.
size,
nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza
(garip, tuhaf aslında)
beyaz bembeyaz tabiatımla
‘iyiyim’ diyorum.
yani aslında korkuyorum
bütün bunlar kıyamet
bütün bunlar cinnet
bütün bunlar cinayet demeye
bir daha düzeltilemeyecek sözler
söylemeye korkuyorum.

telefonla birlikte ışığı da kapatıp
bol şanslar deyişiniz, şanslar deyişiniz, deyişiniz
çınlarken içimde,
bunun beni ne kadar kırdığından
hiç bahsetmedim.
bahsetmediğim çok şey var daha
yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor
akşamın altını, gümüşe dönüyor
bunlar da önemli elbette
en az,
bana ihaneti öğrettiğiniz
bana kanatlarımı bıraktırdığınız kadar.

 

 

2
odadaki ışığı,
tenimdeki tuzu kırdım
yastıklarda kuruyan gözyaşını,
ufku
terk ettim.
söz kirlendi,
kendi uzayımda kendime
garsonluk etmekteyim.

3
sizinle yaşadığım her şey kıyamet,
sizinle yaşadığım her şey cinnet,
sizinle yaşadığım her şey cinayetti.
ruh kirlendi
kalbimin kenarında atını durduranlar için
akrep beslemekteyim 

Birhan Keskin


Tear drop bottle.

What in the world are Lachrymatories?

A Lacrymatory is a tear drop bottle. These small terra-cotta or glass bottles for tears are a type of bottle found in ancient tombs. Tear bottles are also called unguentaria, unguentarium, tear catcher, and tear vial. Perhaps, in the past, they contained the tears of mourners. Today, they are a thoughtful gift representing the tears we shed for both joyous and sad occasions. (photo from The Comfort Company)
İçeri,dışarı.
Ganesha.
Gaip.
KAKTÜS AND TEKSAS
Sylvia Plath literary tattoos;
Tear drop bottle.

About:

hello,im duygu,studying Germanistik.
I am writing poetry.I can just express myself by versifying.i like inner meanings and surrealistic style.I adore reading poems of Slyvia Plath,Lale Müldür..

Following: